Menu
24 Ekim 2017

Sanata Saldırmak

Yozlaşan düşünce dünyası içerisinde, Türkiye’nin artan bir gerilim ortamına taşınırken, bir yandan da dünyadan kopması; sanatın insanı iyileştiren özelliklerinden de kopması anlamına geliyor.


AYKIRI AKADEMİ – Enver Aysever

Türkiye’nin günden güne bir çöl halini almış olan entelektüel dünyasında ardı ardına ürkütücü, hatta ürkütücünün de ötesinde fiili olarak zarar veren, çatışma iklimini doğuran gelişmeler oluyor. Bunları elbette ki OHAL koşullarında ve sırtını iktidara dayamış olan çevrelerin, aslında bir takım kültür adamlarını hedef göstermesi ile gerçekleşiyor.

Bu sürece Türkiye’de hiç kimsenin ‘eyvallah’ demesi söz konusu olamaz, olmamalı. Çünkü gerçekten yozlaşan düşünce dünyası içerisinde, Türkiye’nin artan bir gerilim ortamına taşınırken, bir yandan da dünyadan kopması; sanatın insanı iyileştiren özelliklerinden de kopması anlamına geliyor.

Birileri ‘Türkiye bu kadar zor durumdayken nedir sanat?’ diye sorabilir. Başka birileri ‘örf, adet, inanca/kutsala hakaret’ diyebilir, ki  sanatın asla sorunu değildir bu, çünkü sanat hakikati arar ve oradan bir estetik yaratır.  Hakikat şudur; İhsan Eliaçık örneğinde gördüğümüz gibi, ifade özgürlüğüne doğrudan bir saldırı vardır, hedef gösterme vardır. Tıpkı bienalde yaşanan olayda olduğu gibi...

Aydın kimliği taşıyan, yani bugünün siyasal iktidarına sırtını dayamayan, ya da gelecek kuşaklara borçlu olduğunu hisseden; ve kendi kalemini, fırçasını, çalgısını değerli bulan insanların topyekûn itiraz etmesi gerekiyor.

Burada üzücü olan şudur; iktidarın ürettiği ranttan beslenmeye çalışan insanların bir kısmı da sanatçılardan oluşuyor. Kendilerini, yani onları var eden özgürlük ortamının, bu biçimde yok olmasına ne yazık ki, hiçbir şekilde itiraz etmiyorlar, tedirginlik de duymuyorlar. Bu ürkütücü bir tablo.  Buna karşı benim hep söylediğim şeyi tekrar olarak dile getirmek gerekiyor. ‘yobazlıkla, gericilikle müzakere edilmez, mücadele edilir.’

Bugün müfredatta ortaya çıkan tabloya da, ifade özgürlüğünün daraltılmasına ya da sanat yapıtlarına saldırılmasına baktığımızda;  dünyanın geldiği ölçüden, hızlı bir şekilde kopmakta, muhafazakarlaşmakta ve otoriterleşmekte olduğumuzu görüyoruz. Sanat buralarda yeşermez. Sanatçı ve fikir adamları buralarda olmaz.

Önemli bir detayın da altını çizmek isterim. Kayseri’de yaşanan olayda pek çok yayınevi cesaret edip te fuarı terk etmeyi göze alamamıştır. Bir kaç yayınevi (*) hariç tamamı yine sistemle uzlaşmayı tercih etmiştir. İlla meseleler başımıza gelince mi tepki vermemiz gerekir? Oysa ki dün İhsan Eliaçık’a ya da bienalde sergilenen esere yapılan saldırılar somut birer örnektir. Susanların neye sustuklarını bilmesi ve gün gelince bununla yüzleşmek zorunda kalacaklarını anımsamaları gerekir. Dünya faşizme payandalık yapan sanatçıları da direnenleri de yazıyor.

 

İlgili Yazılar;

Kitap Fuarında Yazara Saldırı

Bienal kapsamında Abdülmecid Efendi Köşkü’nde gerçekleşen sergi, ‘Osmanlı Torunları’nca hedef gösterilmesinin ardından, saldırıya uğradı.

 

 


(*) Fuardan ayrılan yayınevleri; Tekin, Ayrıntı, Metis, İletişim, Doğu Kitabevi, Günışığı, On8Kitap, Ot ve Uykusuz

 

 

 


Herkes bilsin