Menu
13 Kasım 2017

Albert Camus ve Maria Casares: Karşı Konulmaz Aşk!

fotoğraf: Gallimard

Nobel Ödüllü Fransız yazar Albert Camus ile İspanyol sinema ve tiyatro oyuncusu Maria Casares arasındaki aşk mektupları yayımlandı.


AYKIRI AKADEMİ - HABER

Fransız yazar Camus ile İspanyol oyuncu Casares'in 13 yıllık ilişkileri boyunca birbirlerine yazdığı 860  mektup, edebiyatçının kızı tarafından yayımlandı.

Camus, Casares ile yaşadığı aşk sırasında piyanist ve matematikçi Francine Faure ile evliydi.Gallimard Yayınevi tarafından basılan bin üç yüz sayfalık bir kitapta yayınlanan mektupların önsözünde Catherine Camus, "Mektupları dünyayı daha büyük ve daha aydınlık bir yer haline getirdi; hava çok daha hafif çünkü birbirlerine yazdıkları gerçekti" ifadesini kullandı.


“Karşı Konulmaz Aşk”

Casares ve Camus, müttefik devletlerin Normandiya Çıkartması’nı gerçekleştirdikleri 6 Haziran 1944’te, işgal altındaki Paris’te karşılaştı. Fransız edebiyatçı 30, İspanyol oyuncu 21 yaşındaydı. Çift Camus'nün Yanlışlık isimli oyunun provaları sırasında yakınlaştı.

O sırada Paris’teki Direniş'in bir parçası olan yazar, yeraltından çıkardığı Combat isimli bir derginin editörlüğünü yapıyordu.

Getty Images/Lipnizki


Paris'in Nazi işgalinden kurtulması sonrası ise Camus'nün eşi Faure'un kente gelmesi ve Casares’nin ültimatom vermesi sonrasında ilişkileri sonlandı.

Bir yıl sonra yazarın ikiz çocukları Jean ve Catherine'nin doğmuş, edebiyatçının sadakatsizliği yüzünden eşi Faure de depresyona girmişti. Ancak Camus, eşinin depresyonu ile değil, kendi kırık kalbi ile meşguldü. Ayrılmalarından sonra yazar, Casares'e yazdığı bir mektupta "Kafamı çevirdiğim her yerde geceyi görüyorum" demişti.

Dört sene sonra ikilinin yolları Paris'teki Saint-Germain Bulvarı'nda bir kez daha kesişecek; o tarihten sonra Camus ve Casares ikilisi 12 sene boyunca neredeyse her gün birbirlerine mektup yazacaklardı.

Camus, mektuplarında İspanyol oyuncuya "küçük martım", "kara alabalığım", "lezzetlim" diye hitap ediyordu;

"Olduğum yerde duramıyorum. Yatak odanın kapısını kapattığın anı hayal ediyorum sürekli. İçim içime sığmıyor, her şey yanıyor. Ruhum, bedenim, dışım, içim, kalbim ve tenim fıkırdıyor… Anlıyor musun? Gerçekten anlıyor musun?"

Camus'nün Adiller isimli oyununun hazırlıkları sırasında 1949 yılında kısa bir süreliğine beraber olsalar da, yıllarını büyük ölçüde birbirinden ayrı geçirdiler.

Fransız yazar 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandığında Casares Arjantin'de tiyatro turnesindeydi. Kendisine hemen bir telgraf çeken Camus "Seni hiç bu kadar özlememiştim. Alonso'n" şeklinde yazmıştı.

Edebiyatçı son mektubunu, ölümünden dört gün önce 30 Aralık 1959 tarihinde yazdı.  Mektubunda, Fransa'nın güneyindeki Provence bölgesindeki aile evi Lourmarin'den tren yolu ile Paris'e döneceğini yazmıştı;

"Yakında görüşürüz fevkaladem. Seni tekrar görme fikrinden dolayı o kadar mutluyum ki, bunu yazarken kendi kendime gülüyorum… Tekrar başlayacağımız Salı gününe denk seni öpüyor ve kucaklıyorum"

Ancak Camus Paris'e hiçbir zaman dönemedi. Yayıncısı Michel Gallimard'ın kullandığı spor otomobilin bir ağaca çarpması sonucu olay yerinde hayata gözlerini yumdu.

 

Kaynak/Alıntı: Deutsche Welle Türkçe

 

 

 


Herkes bilsin