Menu

Sarayda Beyhude Adalet Arayışı

Mutluyuz, ailecek davalıyız, davacıyız, mücadele ediyoruz. Mücadele ettiğimiz sürece umut var demektir. İşte hukuk, işte sanıklar, işte büyük adalet arayışı…


AYKIRI AKADEMİ – Orhan Gökdemir

Bugün benim için mahkeme ve hukuk günüydü.

Sabah erkenden kızımın davası için uyandım. Onu uygun bir yere bıraktım. Davası sabah erken saatlerdeydi. Kızım sabah mahkemede “16 Mart Katliamı”nı protesto ettiği için ifade verdi. Neredeyse okulun yarısını dava etmişler. Tabi ifadelerin alınması uzun bir zaman alacak.

Bu arada çocukların yargılanmasının sebebi okulun görevlendirdiği güvenlik güçlerinin şikayetçi olması. Çok ilginç. Bu dava ile ilgili bize okul bildirimde bulundu. Bir sabah, İstanbul Üniversite Edebiyat Fakültesi antetli bir kağıt aldık Kağıtta ‘kızımın karakola gitmesi’ gerektiği yazıyordu. Çok şaşırdık. Yani bu tür durumlarda karakol var, onlar çağırır. Üniversite niye çağırıyor?

Bir yaz günü aldım kağıdı gittim okula, dedim ki “Hayırdır karakola mı döndürdünüz üniversiteyi?”  Cevap veremediler. Aradılar, sordular, kendilerinin yetkisi olmadığına karar verdiler. Ardından karakola gittim, karakol bile şaşırdı. Artık, polis karakolları ile üniversiteler arasındaki mesafe sıfırlanmıştır. Bu güzel. Böyle bir yerdeyiz.

Öğleden sonra da benim davam vardı.  Erken gittim. ‘Cumhuriyet Davası’ görülüyordu bugün. Biraz kapısında bekledim. Kapısında beklememin sebebi şu: öyle istediğiniz zaman davalara gidemiyorsunuz artık. Anayasal bir hak halbuki, davalar herkese açık. Ama adliyenin içinde bir de mahkemelerin önünde bariyerler var. Kimlik beyan ederek giriyorsunuz. Kimin gireceğine kimin giremeyeceğine kapının önündeki güvenlik güçleri karar veriyor. Bu yazıyı oluşturduğumuz sırada henüz serbest bırakılan yoktu, ama bu arada ‘Özgür Gündem Davası’nda tutuklu sanık kalmadı, bu iyi.

Döndüm, kendi duruşmama gittim. Nurettin Yıldız’a “5-6 yaşındaki çocuklar dinen evlenebilir, caizdir” dediği için bir yazıda pedofil demiştim; onun davası görülüyordu. Son karar duruşması olacak idi. Gittik, tuhaf bir avukatı var. Benzer bir davada yargılanan gazeteci arkadaşımıza geçen haftaki duruşmada ağır hakaret edip, saldırmış ve mahkemeden dışarıya atılmış idi. Fakat bugün pek munis idi. Biraz da kalabalıktan çekindiğinden sanırım, arka kapıdan girip çıktı. O gerginlikten sonra normal.

Sonuçta biz bugün beraat çıkacağını düşünüyor idik. Fakat tam tersi oldu. Pedofil dediğimiz için biz mahkum olduk,  para cezasına çarptırıldık. Bir de çok ölçülüp biçilmiş bir para cezası: 3.000 TL’nin 10 TL altında olduğu için temyize götüremiyoruz. Halbuki biz temyize götürmeyi, ve bu kapıyı bir daha açılmamak üzere kapatmayı düşünüyorduk.

Düşüneceğiz, yarın deneyimli avukat arkadaşlara, hukukçu arkadaşlara soracağız, bu yolu açmanın bir çaresini bulacağız. Bu dava burada bitmez. Bu yolu kapatacağız. Ya çocuklarımıza sataşan, çocuklarımıza cinsel tacizi dine dayandıran, dinin arkasına saklanmış bu tiplerden hesap soracağız, bu yolu kapatacağız. Ya da bizim için bu ülke ilelebet kapanmış olacak. Böyle bir yerdeyiz.

Ama bir yandan da mutluyuz, ailecek davalıyız. Davacıyız, mücadele ediyoruz. Mücadele ettiğimiz sürece umut var demektir. İşte hukuk, işte sanıklar, işte büyük adalet arayışı…

Katliamdan hesap sormak, katliamı anmak, üç-beş yaşındaki çocuklara dadananlara hesap sormak, pedofil demek suçsa;  bu suç bizim, onurla şerefle taşırız.

 


Gökdemir'in soL'da yayımlanan "'Tuhafazakâr süslümanlığın' ekonomi politiği" başlıklı yazısı sonrası açılan davada mahkeme Gökdemir'e 2 bin 900 TL para cezası verdi.

Haberin tamamını için; 6 yaşındaki çocuk evlenebilir' diyen değil, buna itiraz eden ceza aldı!


 

 


Herkes bilsin