Menu

Kıyamet alametleri…

Orhan Gökdemir

 

Adana'da 4 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel saldırı Türkiye'nin son yıllardaki toplumsal evriminin en ürkütücü işaretlerinden biri. Düğün evinde gerçekleşti olay. Tuvalete gitme bahanesiyle odaya giren Sedat Keser adlı sapık, uyuyan çocuğa yöneldi. Cinsel saldırıya uğrayan çocuk, tedavisinin ardından hastaneden taburcu oldu. Tutuklanan zanlı ise cezaevinde özel hücrede tutuluyor.

Zanlının tek kişilik hücrede tutulmasının nedeni diğer tutukluların zarar vereceği endişesi. Çünkü isnat edilen suç çok ağır. 4.5 yaşındaki bir çocuğa yapıldı saldırı. Batı ülkelerindeki ceza yasalarında da en ağır suçlardan biri çocuğa yönelik cinsel saldırı. Çünkü kabul edilemez, tahammül edilemez bir sapkınlık söz konusu. Hukuk terimi ile “şüyuu vukuundan beter” bir fiil ile karşı karşıyayız.

Ama gelin görün ki özellikle son yıllarda ilahiyatçı kimliğiyle aramızda dolaşmaya başlayan birtakım sapıklar, bu korkunç fiile dinin cevaz verdiğini vaaz ediyor. Bu önermenin en güçlü kanıtı ise kutsal kitapta aksi yönde bir bildirimde bulunulmamış olması. Malum, bu sınırı “altı yaş” olarak propaganda eden bir yobaz ile mahkemede karşılaştık. Açtı önermesini mahkeme; altı yaşta evlenilebilirmiş ama yatağa ancak dokuzuna gelince atılabilirmiş…

Biliyoruz, bu inancı taşıyan yaşını başını almış adamlar uzun bir süredir devlette, milli eğitimde, öğrenci yurtlarında, diyanette iş başında. Hep birlikte inanıyorlar bu sapkınlığın bir sapkınlık olmadığına. Üstelik uzun bir süredir yasal dokunulmazlıkları da var. Çünkü yargıyı da benzer tiplerle doldurdular.

Peki, ne olacak? Devletteki güçlerine dayanarak altıncı yüzyıl çöl ahlakını yürürlüğe koyup, bu Bedevi entarisini hepimize giydirmeyi başaracaklar mı? Yüz yıllık laiklik deneyimi olan bu toplum önlerine atılan bu zokayı yutacak ve hep birlikte pedofili dâhil her türlü sapkınlığı onaylarken mi bulacağız kendimizi?

Hayır, tabii ki. Ama bu arada imkân buldukları her yerde, düğünde, okulda, Kuran kursunda, tarikat okulunda çocuklara saldırmayı sürdürecekler. Sadece onlar mı? Bakın kutsal Vatikan devletinin yeryüzüne dağılmış temsilcilerine. Evlenmek yasak ama çoluk çocuğa tecavüz etmenin önü açık. Milyarlarca dolar tazminat ödediler papazlarını kurtarmak için. Ama aynı tas aynı hamam. Onların inancı bu. Bizim inancımız da bu sapkınlıkla gördüğümüz, karşılaştığımız her yerde mücadele etmek. “Nereden gelirse gelsin, arkasında nasıl bir güç olursa olsun, kaynağını hangi kutsal kaynaktan alırsa alsın sapkınlıktır bu” demek. Pedofili ağır bir suçtur ve nüksettiği her yerde ağırlığı ile orantılı bir tepki örgütlenmelidir.

Kaynağını biliyoruz. Turan Dursun’un “Kulleteyn” adlı kitabında anlattı bu sapkınlığı var eden iklimi. Kutsal kitapta yazılan her şeyin doğru olduğunu, bugün de geçerli sayılması gerektiğini öğrettikleri bataklıklar var her yanda. Dinde evrimi reddeden Selefi sapkınlık yeryüzünü kanserojen bir ur gibi kapladı. Hâlbuki altıncı yüzyılın Arabistan çölü başka, bugünün Türkiye’si başka. Orada kural olan burada sapkınlıktır artık. Oradaki kuralı buradaki suça, örneğin pedofiliye, gerekçe yapamazsınız. Çatlar bu denklem, kopar, kırılır. Bu toplum bu zorlamayı kabul etmez, önüne attığınız o zırvaları yırtar atar.

Hep söylüyoruz ve tekrarlıyoruz. Toplumun dinselleşmesi ile ahlak ters orantılıdır. Din arttıkça ahlak azalır. Birkaç on yıl önce bu olayların binde birinin ayağa kaldıracağı bir toplumun bu organize sapkınlığı seyretmesi, göz yumması içinden geçtiğimiz derin ahlaki bunalımın işaretidir yalnızca. Bu ahlaki çöküşü, cumhuriyeti yıkılmış, laikliği tepelenmiş, yargısı göçertilmiş bir ülkede konuşuyoruz üstelik.

Bunun neden olmayacağını anlatmak için artık kanıta ihtiyacımız yok. Hiçbir kitapta yazmaz; Adana’daki o düğün evinde, Dikili’deki, Besni’deki, Karaman’daki o tarikat yurtlarında olanlar gerçekte birer kıyamet alametidir.

Nerede olursa olsun, nereden gelirse gelsin, ister papaz kıyafeti giysin, ister imam cübbesiyle görünsün çatlar bu denklem, kopar, kırılır. Bu toplum bu zorlamayı kabul etmez, önüne attığınız o zırvaları yırtar atar.

Yaklaşıyor fırtına…

 

 

 


Herkes bilsin